16 Haziran 2008 Pazartesi

kronik başağrısı

her ayın belli gününü ve saatini ve dakikasını ve anını bekleyen bir başağrısıyla kalakalmanın ne demek olduğundan söz açacağım. sessiz ve gizlice başımın içine süzülen bu ağrı beni yine beni kendimden geçiriyor. hafif ve sinsice kendini hissettiren bir başağrısı bu. yazı yazarken, konuşurken, işimin başındayken, yemek yerken, uyurken asla ve asla beni terketmeyen bir sancı beynimde. bazen iki bazen üç gün boyunca beynimin kıvrımlarında dolaşan sinsi bir yılan gibi; ıslak, kaygan ve ağır... kıvrılıyor ve kıvrılıp ilerledikçe ağırlık ve kayganlıkta ağrıyla birlikte o yana yığılıyor... artmayan azalmayan ama ne olursa olsun beni terketmeyen bir ağrı... gecenin bir vaktine kadar hafif hafif zonklayan bir baş ağrısına yenik düşen göz kapaklarım sabahleyin aralandığında ilk 'günaydın'ı bu sinsi ağrıdan duyuyorum. duymak istemesem de duyuyorum çare yok.. gözlerimi yine bu baş ağrısıyla açıyorum... kaç sabaha böyle uyanacağımı düşünmek bile istemeden gözlerimi açıyorum
neyse şimdi kalkıp bir parça ekmek ağzıma atıp bir ağrı kesici içmeliyim..
hafif bir duş almalıyım...
pencereyi açmalıyım...
içimdeki şu kusma hissini bastırmalıyım...
başımdaki ağrıyla lise yıllarına kadar uzanıyorum ve o güne dek merak ettiğim soruyu hemen soruyorum birilerine:
-başağrısı ne demek? nasıl birşey?
çocukken ve ilk gençlik günlerinde en çokmerak ettiğim şeyin ne olduğunu girdiğim öss sınavından sonra öğreniyorum...
hayatımın en stresli gününün armağanı olarak kalan başımda bir ağrı ve elimde bir minoset...
---
ağrının başa vurması...
başa vurdukça insanın beyni de çalışıyor ve dua ediyor:
allahım beni sağlıktan sınav etme! kanatlarım kırılıyor.

4 yorum:

jora silverstone dedi ki...

Allah şifa versin. O tarifini yaptığınız ağrının ikiz kardeşinden bende de var. bazen uykumu bölüyor geceyarısı. kafamı beton külçe gibi kalrıyorum yastıktan, ilaç içmeye giderken zor taşıyorum koridor boyunca o külçeyi. ilaçla bir iki saat ara veriyor eziyetine, sonra tam hız devam ediyor. günlerce.. inşallah günahlara kefaret sayılıyordur. sayılıyordur.

ayse olgun dedi ki...

yazmak iyi geldi:)
sözlerin arasından uçup gitti..bizim kafamıza bir daha konmaz inşallah!

ayse olgun dedi ki...

ya bu arada günahların bir ağrıya dönüşüp bedenimizden sızmasına takıldım şimdi.
günahı içimize çekmek kolay da bizi bırakırken çok can acıtıyor ruhumuzu ve bedenimizi sanki.

jora silverstone dedi ki...

taşırken daha çok acıtır. saygılar :)